Çocukların İç Dünyasını Anlamak

   Çocukları anlayan kişilerin bu dünyayı daha kolay algıladıklarını düşünüyorum.Çocukları anlamak için;çocuk sahibi olmanıza,Pedagoji eğitimi almanıza ya da birçok bilgiye sahip olmanıza gerek yok...Sadece zamanın da çocuk olan ruhunuzla empatik bir duygu ile yaklaşmanız yeterli olacaktir.Sonuçta tek istediğimiz şey tüm çocukların huzurla,mutlulukla yaşamlarını devam edebilmeleridir.

    Aslında yol çok basit; empatik bir ruh bilinci içinde olmak.

Şimdi hep birlikte çocuk dünyasına inelim,biraz da kendi çocukluğumuza yolculuk yapalım....

AKIL VERMEK:

Sürekli size birinin akıl verdiğini düşünün,neler hissettiğinizi not alalım.Yazının sonunda büyük farkındalık oluşacağını düşünüyorum.

     Akıl vermek; çocukta olduğu kadar insan da direnç oluşturur.Artık çocuk ,sürekli sözü dinlenen anne- baba modundan çıkıp söz dinlemeyen asi bir çocuğa dönüşür.Anne-Babanın yönlendirmesi olmadan oyun oynayamayan çocuklar; hayatlarını tek başına nasıl devam ettirecekler? 

Sonuç olarak akıl vermek yerine örnek olmayı seçelim...

BENZETMEK:

Her birey farklı,hepimiz biliyoruz. Çocuğumuz da farklı.Farklılıkları sürekli dile getirmek aşırı övmenin yanı sıra yermek de  tehlike bir boyut oluşturuyor.Özellikle başkalarının davranış ve başarı biçimleri açısından bir kıyasa sokmak,yarış hissiyatını oluşturmak çocukta değersizlik ve yetersizlik duygusunu tetikleyecektir.

Bunun önüne geçebilmenin yolu çocuğa uygun davranış biçimlerini ve başarılarını keşfedip,çocuğun kişiliğine göre teşvik edip,buna göre yönlendirmektir.

DENEMESİNE İZİN VERİN:

    Çocuklar;merak ettikçe öğrenmeye açık olurlar.Konuşmaya başlaması ile çevresindeki nesneleri algılamaya ve anlamaya çalışırlar.Bu dönemde anne- babanın aşırı korumacı bir tavırla çocuğun önünü kesmesi,hata yapar,düşer,kırılır diye önündeki tüm engelleri kaldırması sonunu çocuktaki merak ve girişimcilik duygusunu söndürür,pasif,risk almayan ,hemen pes eden hatta korkan bireylerin yetişmesine olanak sağlamış oluyoruz.

Bir çocuğun doğru ve yanlışı bulabilmesi için denemeler yapması ve hatta iyi bir öğrenme için mücadele etmesi gerekir.

EMPATİ KURMAK:

    'Yazımın başında da dediğim gibi empati kurmak çoccuğun dünyasına inmektir,onu anlamaktır.

'Carl Rogers ünlü psikolog : Bir kişinin kendisini başkasının yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması,o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması,hissetmesi ve durumu ona iletme sürecine ''empati'' demektedir.

   Tabii ki herkesten 'empati' kurmasını bekleyemeyiz.Özellikle de çocuklarımıza çok erken yaşlarda bu sorumluluğu yüklemek ağır bir görev olur.Çocuğumuzun değer verdiği bir oyuncağın eski,yırtık,kırık,dökük olsa da kaybolması durumunda anne-babanın ''aman ne olacak yenisini alırız,ne var bunda'' diyerek geçiştirip  önemsememesi empati duygusu yoksunluğunun ufak bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.

İNATLAŞMAK:

    Çocukla iletişim hatalarının biri de onunla iletişim kurduğumuzu sanırken,inatlaşmaktır.Anne-Baba olarak çocuğumuzdan tabii ki isteklerimiz olacak fakat çocuğumuzun isteklerini göz arda edemeyiz.O eşyaya dokunmak istiyorsa,dokunmasına izi vermeliyiz.Çocukların gelişim aşamalarında onların isteklerine makul bir şekilde anlamaya çalışırsak inanın ki böyle bir sorun kalmayacaktır.

Ve unutmayın ki çocuğunuz inat yapıyorsa bu karşılıklı bir davranış modülüdür.

TUTARLI OLMAK:

   Tutarlı olmak; anne ve babanın söylemlerinin davranışlarıyla çelişmemesi anlamına gelir.Tutarlı olmak,güven oluşturmanın temelidir.Alkol kullanan bir ebeveynin çocuğuna 'alkol kullanma' demesi çok büyük bir tutarsızlık örneğidir.

  Tutarsızlığın bir önemli noktası da ebeveynlerin bir konu hakkında çocuğuna bir gün ''onay vermesi' ertesi gün ''buna karşı çıkması'' ya da annenin ''evet'' dediğine babanın ''hayır'' denmesidir.

Çocuklarımızı anlayabilmek için bir sürü yol var yeter ki biz isteyelim.

Çok güzel bir animasyon ile sözlerimi noktalıyorum...Sevgiyle kalın,Mutlu kalın.


https://www.youtube.com/watch?v=_jgE_Z-E80s